Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi ve Tapu İptali Davaları
Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi ve Tapu İptali Davaları

Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi ve Tapu İptali Davaları

Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi Nedir?

Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, bir kişinin hayatı boyunca bakımının sağlanması karşılığında, diğer tarafa bir malvarlığı değerini devretmeyi taahhüt ettiği sözleşme türüdür. Türk Borçlar Kanunu’nun 611 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir.

Bu sözleşmede:

  • Bakılan, genellikle taşınmaz devri gibi bir edimi yerine getirir.
  • Bakan, bakılanın yaşamı boyunca barınma, beslenme, sağlık ve genel ihtiyaçlarını karşılamayı üstlenir.

Sözleşme resmi şekilde yapılmalı ve tapu devri hukuka uygun olarak gerçekleştirilmelidir.

Bakım Borcu Nasıl Yerine Getirilir?

Bakım borcu yalnızca aynı evde yaşamak anlamına gelmez. Yargıtay uygulamalarında da kabul edildiği üzere bakım borcu;

  • Düzenli ziyaretler,
  • İhtiyaçların karşılanması,
  • Temizlik, yemek ve günlük yaşam desteği,
  • Gerektiğinde üçüncü kişiler aracılığıyla sağlanan bakım

şeklinde de yerine getirilebilir.

Önemli olan, bakım borcunun samimi, sürekli ve fiili olarak ifa edilmesidir.

Yargıtay uygulamasına göre bakım borcu, bizzat ifa zorunluluğu olmayan, üçüncü kişiler aracılığıyla da yerine getirilebilen bir edimdir.

Tapu Devri Yapıldıktan Sonra Dava Açılabilir mi?

Uygulamada en sık karşılaşılan uyuşmazlıklardan biri, tapu devrinden kısa bir süre sonra “bakılmadığı” iddiasıyla açılan tapu iptal ve tescil davalarıdır.

Ancak unutulmamalıdır ki:

  • Ölünceye kadar bakma sözleşmesi uzun vadeli bir edim ilişkisidir.
  • Kısa süreli, geçici veya üçüncü kişilerden kaynaklanan aksaklıklar tek başına sözleşmenin feshi için yeterli değildir.
  • Özellikle tapu devrinden çok kısa bir süre sonra açılan davalar, çoğu zaman dürüstlük kuralı çerçevesinde değerlendirilir.

Her olay, kendi somut koşulları içinde ele alınmalıdır.

Bakımın Engellenmesi ve Hukuki Sonuçları

Uygulamada, bakım borcunu üstlenen kişinin edimini yerine getirmeye hazır olmasına rağmen;

  • Bakılanın tercihi,
  • Aile bireylerinin müdahalesi,
  • Fiziki veya fiili engeller

nedeniyle bakımın aksadığı durumlar görülebilmektedir.

Bu gibi hâllerde hukuk düzeni, bakım borcunu üstlenen kişinin kusurlu olup olmadığını ayrıca değerlendirir. Bakımın engellenmesi durumunda alacaklının temerrüdü kavramı gündeme gelebilir.

“Taşınmaz Satılacak” İddiaları Hukuken Ne Anlama Gelir?

Bazı uyuşmazlıklarda, bakım borcunu üstlenen kişinin taşınmazı satışa çıkardığı iddia edilmektedir. Ancak:

  • Satışa çıkarıldığına dair somut delil bulunmuyorsa,
  • İlan, emlakçı sözleşmesi veya resmi girişim yoksa,

bu tür iddialar hukuki değer taşımaz.

İddiaların delille desteklenmesi, medeni usul hukukunun temel ilkelerindendir.

Hakkın Kötüye Kullanılması Yasağı

Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesi uyarınca, herkes haklarını dürüstlük kurallarına uygun olarak kullanmak zorundadır. Ölünceye kadar bakma sözleşmelerinde;

  • Tapu devri yapıldıktan sonra,
  • Bakımın engellendiği veya kısa süreli aksaklıkların yaşandığı hâllerde,
  • Taşınmazı geri alma amacıyla dava açılması

hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilebilir.

Bu değerlendirme, her somut olayın özelliklerine göre mahkeme tarafından yapılır.

Sonuç

Ölünceye kadar bakma sözleşmeleri, taraflar arasında güvene dayalı ve uzun vadeli ilişkiler doğuran sözleşmelerdir. Bu nedenle:

  • Bakım borcunun ifası geniş yorumlanmalı,
  • Kısa süreli veya üçüncü kişilerden kaynaklanan sorunlar dikkatle değerlendirilmelidir,
  • Tapu iptal ve tescil davalarında iyi niyet ilkesi esas alınmalıdır.

Bu tür uyuşmazlıklarda hukuki sürecin doğru yönetilmesi, hak kayıplarının önlenmesi açısından önemlidir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir