Cumhuriyetin Kurucu İmzası: Türk Medeni Kanunu  100 Yaşında
Cumhuriyetin Kurucu İmzası: Türk Medeni Kanunu 100 Yaşında

Cumhuriyetin Kurucu İmzası: Türk Medeni Kanunu 100 Yaşında

Hukuk, bir toplumun sadece kurallar bütünü değil; aynı zamanda onun çağdaşlaşma idealinin, adalet anlayışının ve bir arada yaşama iradesinin aynasıdır. Türkiye Cumhuriyeti’nin temelleri atılırken gerçekleştirilen en büyük devrimlerden biri, hiç şüphesiz 17 Şubat 1926’da kabul edilen Türk Medeni Kanunu’dur.

Bu kanun sadece bir yasa metni değil; Türk toplumun yeniden “tebaadan vatandaşa” evrildiği yüzyıllık bir toplumsal sözleşmedir. Bu köklü mirasın günümüz hukuk sistemindeki yerini ve toplumumuza kattıklarını çok önemlidir..

Yeniden Uygarlaşma Belgesi: Mecelle’den Medeni Kanun’a

Osmanlı İmparatorluğu döneminde uygulanan ve dini esaslara dayanan Mecelle, dönemi için önemli bir adım olsa da modern dünyanın ihtiyaçlarını karşılamaktan uzaktı. 1926’da İsviçre Medeni Kanunu örnek alınarak hazırlanan Türk Medeni Kanunu, hukuk birliğini sağlarken laiklik ilkesini toplumsal yaşamın merkezine yerleştirmiştir.

Bu devrimle birlikte; hukukta çok başlılık sona ermiş, din ve inanç ayrımı gözetmeksizin tüm vatandaşlar yasalar önünde eşit kabul edilmiştir.

Turk Medeni Kanunu 100 Yasinda  1024x1024

Kadın Haklarının ve Aile Yapısının Güvencesi

Türk Medeni Kanunu’nun en büyük kazanımı, kadınların toplumsal ve hukuki statüsünde gerçekleştirdiği köklü değişimdir. Kanun ile birlikte:

  • Tek eşlilik esası getirilmiş,
  • Resmi nikah zorunlu kılınmış,
  • Miras ve boşanma konularında kadın ve erkek eşitliği sağlanmıştır.

Türk Medeni Kanunu’yla tek taraflı boşanma ve çok eşlilik sona ermiş; kadınlar evlilikte eşitliğin öznesi olmuş, miras ve mülkiyet haklarında eşitlik kazanmış, aile içinde “bağımlı” değil, hak sahibi birey olarak tanınmışlardır. Bu kazanımlar hukuk düzenine, Cumhuriyet iradesinin ve kadınların uzun yıllara yayılan hak mücadelesinin sonucunda yerleşmiştir. TBB

Bu düzenlemeler, sadece aile yapısını modernize etmekle kalmamış; kadının sosyal ve ekonomik hayatta bir birey olarak var olmasının önünü açmıştır. Cumhuriyetin bu “kurucu kodu”, bugün biz hukukçuların aile hukuku davalarında savunduğumuz eşitlik ilkesinin temel taşıdır.

Süreyya Ağaoğlu, 1928 yılında ruhsat alarak Türkiye’nin ilk kadın avukatı olarak tam manasıyla kadının toplumdaki yerini sağlamlaştırmıştır.

Toplumsal Barış ve Arabuluculuktaki Rolü

Hukuk sadece cezalandırmak veya kısıtlamak için değil, toplumsal barışı sürdürmek için vardır. Medeni Kanun’un getirdiği hak arama hürriyeti ve bireysel özgürlükler, günümüzdeki Arabuluculuk müessesesinin de felsefi zeminini oluşturur. Uzlaşma kültürü, tarafların eşit haklara sahip olduğu bir hukuk düzeninde yeşerebilir.

Geleceğe Bakış

1926’da atılan bu dev adım, 2002 yılında güncellenerek “edinilmiş mallara katılma rejimi” gibi modern dokunuşlarla daha da güçlendirilmiştir. Ancak ruhu hep aynı kalmıştır: Çağdaş, laik ve eşitlikçi bir hukuk düzeni.

Antalya Barosu ve Cumhuriyetin Hukuk İdeali 100 Yaşında

Antalya Barosu, Cumhuriyetimizin ve onun hukuk devrimi olan Türk Medeni Kanunu’nun en güçlü savunucularından biridir. Baromuz, yaklaşan 100. yıl dönümü vesilesiyle yaptığı açıklamalarda, bu köklü mirasın “Cumhuriyet’in hukuk idealini ve bağımsız savunmanın onurunu” temsil ettiğini vurgulamaktadır. Antalya Baro Başk. Ali Çağdaş Bozaner

Avukat Ali Cagdas BOZANER 1 1 1024x1024
Avukat Ali Çağdaş BOZANER | Antalya Barosu Başkanı

Baromuzun vizyonu, Medeni Kanun’un getirdiği laik ve demokratik hukuk düzenini sadece geçmiş bir başarı olarak değil, geleceğe taşınması gereken bir “toplumsal sözleşme” olarak görmektir. Bu doğrultuda düzenlenen paneller ve yapılan açıklamalar, kanunun kadın hakları, aile yapısı ve toplumsal barış için taşıdığı hayati önemi sürekli olarak gündemde tutmaktadır. Bizler de Antalya Barosu’nun bir üyesi olarak, bu ortak ideali ve mesleki sorumluluğu paylaşıyoruz.

Alanya’da avukat olarak çalışırken daima Medeni Kanun’un bizlere sunduğu bu değerli mirası korumayı ve müvekkillerimizin haklarını bu evrensel ilkeler ışığında savunmayı bir görev biliyoruz.

Sonuç olarak; Türk Medeni Kanunu, bir asır önce yazılmış bir metinden çok daha fazlasıdır. O, özgür bir birey olarak yaşama hakkımızın, ailemizin ve geleceğimizin teminatıdır. Cumhuriyetimizin bu en büyük toplumsal sözleşmesine sahip çıkmak, hukukun üstünlüğüne inan her bireyin sorumluluğudur.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir