Gül Hanım’ın Ahirete Kalan Kahvesi

Muazzez Akkaya kimdir? Şiirdeki “Mona Rosa” Gül Hanım

Genç Cumhuriyetin çocukları, gururlu bir nesildik

Adapazarı Geyve’de 4 Ocak 1930 yılında dünyaya geldim. Emine Öte, “Mahrem Şiir: Monna Rosa” adlı kitabında biyografimi yazdı. Babam Hamit Akkaya, Kurtuluş Savaşı’ndan İstiklal Madalyalı, Cumhuriyete değer veren kıymetini bilen ve okumak isteyen kızları her zaman destekleyen biriydi.

Ailecek ciddi yoksulluk ve zorluklarla mücadele ettik, “Kurtuluş Savaşı’ndan yeni çıkmış genç Cumhuriyetin gururlu çocuklarıydık. Genç kızlara ve kadınlara değer veren Cumhuriyet ile çok mutluyduk.”

Mona ROZA (Gül HANIM)

Edebiyatımızda iki önemli şairin unutulmaz aşk şiirlerinin kahramanı, 94. doğum gününü kutlayan Muazzez Akkaya, 70 yıllık sır dolu hikayesini anlatıyor.. Monna Rosa ‘Hanım Gülü’ anlamına gelir ve Sezai Karakoç bu seçkin eseri henüz 19 yaşındayken yazmıştır.

Muazzez Akkaya kimdir, kaç yaşındadır? İşte Türk edebiyatının “Mona Rosası” hakkında bilgiler.
şair Sezai Karakoç’un Mona Roza şiirini yazdığı Muazzez Akkaya, “Ne yazık ki bana yazılan şiirleri zamanla kaybettim, bunun için gerçekten üzülüyorum, keşke saklasaydım.” İşte Türk edebiyatının “Mona Rosası” hakkında bilgiler…

CEMAL SÜREYA VE SEZAİ KARAKOÇ KALBİNİ KAPTIRDI

1950’lerde Mülkiye Fakültesi öğrencileri Cemal Süreya ve Sezai Karakoç, sınıf arkadaşları Muazzez Akkaya’ya aşık oldular.

Sezai Karakoç, 22 Ocak 1933 Diyarbakır Ergani doğumludur. Dedesi Hüseyin Bey, Plevne Muharebesi’ne katılmış ve Gazi Osman Paşa’nın şükranını kazanmıştır. Tüccar olan babası Yasin Bey ise I. Dünya Savaşı’nda Kafkasya Cephesinde Ruslar tarafından esir alındı. Annesi Emine Hanımdır. Ahmet Sezai Karakoç, Ergani İlkokulu, Maraş Ortaokulu ve Gaziantep Lisesi ve Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Maliye 1955 mezunudur. Altan Öymen ile aynı dönemdir. Hazine Genel Müdürlüğü Yurtdışı Ödeme bölümüne atandı.
Maliye Müfettişliği, İstanbul’da gelir kontrolörlüğü yaptı. Anadolu’yu çok gezmiş, birçok yöreyi tanıma fırsatı bulmuştur. Askerliğini 1960-61 yıllarında yedek subay olarak yaptıktan sonra İstanbul’daki görevine devam etti. 1973’ten beri hiçbir resmi görev üstlenmedi.

Aynı zamanda yakın arkadaş olan ve Akkaya’ya yazdıkları şiirleri birbirlerine okuyan iki büyük şair, kaybeden tarafın genç kadın uğruna soyadından bir harf çıkarılacağına bile bahse girdiler.

Muazzez’in kalbini kim kazanırsa, diğeri soyadından bir harfi sonsuza dek silecektir. Söylentiye göre Cemal Süreyya bahsi kaybetmiş ve soyadındaki “y” harfinden vazgeçmiştir. Şair Karakoç, Akkaya için edebiyatın en dokunaklı şiirlerinden biri olan “Tek Gül” anlamına gelen “Mona Roza” yı yazdı.

Bu şiirde kıtaların başındaki harfler bir araya getirildiğinde “Muazzez Akkayam” akrostişi ortaya çıkmıştır.

Mona Roza’nın sırrı 2007’de halka açıklandı, ancak dönemle ilgili birçok ayrıntı 70 yıldan fazla bir süredir gizemini korudu.

“Türk edebiyatına damga vuran nice şairle birlikte ölümsüzleşen kadınlar da var. Bence Muazzez Hanım da onlardan biri. Kitap, sadece aşkı değil, bir Cumhuriyet kadını Muazzez Hanım’ı, genç Cumhuriyet’i ve kızların eğitim almasının ne denli önemli olduğunu işliyor. Mülkiye Mektebi’ni bitirip çok önemli noktalara gelen kadınlar var. Bu düşünceyle de kitabımı Cumhuriyet’in 100. yılında, 29 Ekim’de Türk kadınlarına bir armağan olarak çıkarttım. Cumhuriyetimizin 100. yılına armağan olsun, Muazzez Hanım’ın hayatı genç nesillere örnek olsun istedim.”

Yazar: Emine Öte | Mahrem Şiir Mona Roza

MUAZZEZ AKKAYA KİMDİR?
30 yıl boyunca Hazine avukatlığı yaptı.

Muazzez Akkaya, Sezai Karakoç ve Cemal Süreya’nın kendisine olan aşkıyla ilgili olarak, “Cemal Süreya cebime şiirler koyardı. Sonra sınıfa girdiğimde aynı şiiri yazı tahtasında görürdüm. Daha sonra şiirlerin kendisine ait olduğunu öğrendim. Bu şekilde bir arkadaş edinmek ve onu ilerletmek istedim.” Bunu hiç düşünmemiştim.“Dedi.

Sezai Karakoç’un daha ısrarlı bir tavır sergilediğini vurgulayan Akkaya, o dönemde yaşananları şu sözlerle dile getirdi:

“Büyüklerimizin kafamıza soktuğu bazı fikirler var, örneğin ‘adam daha yaşlı olmalı ve karısı daha genç olmalı’. Ailem ve çevremdeki herkes böyleydi. Sezai Karakoç da benden 1-2 yaş küçüktü ve bu benim için ilk handikaptı. Bu yüzden “Olasılığı düşünmedim bile çünkü yaş sorunu aklımda çözüldü.”

Cemal Süreya’nın soyadından bir harfini atladığı olaya ilk kez açıklık getiren Akkaya, şunları söyledi::

“Gelip benimle konuşmaya hiç çalışmadı. İddiaya girdiler, soyadından bir harf düşürdüğü doğru. Hangimiz daha ileride olursak olalım, diğerinin bir şeyden vazgeçeceğine bahse girdiler. Bu olduğunda Mülkiye’nin kafesinde arkadaşlarımızla birlikte oturuyorduk. Sezai Karakoç’la arkadaşlarım geldi. . Aynı masadaydık. Sonra diğer arkadaşlar kalkıp gittiklerinde masada sadece Sezai Karakoç ile benim kaldığımızı görünce Cemal Süreya’nın soyadından bir harf çıkartmış. Bana böyle açıkladılar.”

Karakoç ve Süreya’ya yakınlık ve umut gösterecek şekilde hareket etmediğinin altını çizen Akkaya, üniversitede sosyal, enerjik bir öğrenci olduğunu ve masa tenisi oynamayı sevdiğini belirtti.

Muazzez Akkaya, “Maalesef bana yazılan şiirleri zamanla kaybettim ve bunun için gerçekten üzülüyorum. Evlendiğimde sorun çıkmayacağını düşünerek onları kız kardeşimin evinde bir yere koymuştum. Sonra kocamla bir sorunum olmasın diye onları geri almadım. Ne yazık ki, şiirler zamanla orada da yok edildi. Bunun için gerçekten üzgünüm. Keşke o şiirleri saklasaydım.“Dedi.

“Eşimin bana yazdığı şiir hep hatırımda”
Sezai Karakoç ve Cemal Süreya’nın kendisine olan sevgisini eşi Orhan Giray’ın hiç dile getirmediğini anlatan Akkaya, “Rahmetli eşimle çok mutlu günler geçirdik, iyi ki de onu seçmişim. Eşimle bu konuları hiç konuşmadık ama belki de haberi vardı. Çünkü bana küçük bir şiir de yazmıştı. Dizeleri hatırımda, ezberimde, ‘İsterim ömrümce, buldum ben gönlümce/Gözlerimde yaş, arzuyla demlenince’ böyle bir şiirdi. Belki çok küçük bir şiir ama emek verip, buna uğraşması benim için çok kıymetliydi.” dedi.

Akkaya, edebiyat tarihinde adına şiir yazılan çok fazla kadın olduğunun da altını çizdi.

Mahrem Şiir | Monna ROZA

Hayatı boyunca evlenmemeyi tercih eden Karakoç ile ilgili Muazzez Akkaya şunları söyledi:

“Böyle bir duruma sebep olduğum için üzülüyorum ama aynı zamanda yakınlık göstermediğim, umut vermediğim için teselli hissediyorum. Ancak üzüldüğüm bir şey var, Sezai Karakoç’u ölümünden yaklaşık bir ay önce Fenerbahçe sahilinde gördüm. Ters yönde yürüyordu ve bana çok dikkatli bakıyordu. … Ama beyaz saçları ve sakalı varken onu tanıyamadım. Bir süre sonra gazetede ölüm ilanını görünce Sezai Karakoç olduğunu anladım. O olduğunu bilseydim, bir kafede oturup birlikte kahve içmek isterdim.”

aa.com.tr
Mona Roza [Can Demiryel] (Allah Yakındır İran filmi)

Anadolu Ajansının bu zamansız röportajı bazı okuyucular tarafından hoş karşılanmadı. Bazı Yorumlar.

Kendi kocasının sakız falından çıkma şiirini önemseyip ve ezberlemesi aslında insanlara şunu öğretiyor; Sevilmek, çabalamanız gereken bir şey değildir. Biri seni sevmezse, ne yaparsan yap yine sevmeyecektir. Seni seviyorsa, sıradan bir insan olsan bile seni sevecektir. Buna alınyazısı denir. En iyi şey, Rabbimizin sevgisi ve yakınlığı için çabalamaktır. Sadece kuralları kesin, sonuç garanti edilir.

Muazzez Akkaya hiç değişmemiş. Bana dikkatle baktı ama tanıyamadım diyor. Sen hep böyleydin.

Diriliş muştuşu ve üstadın hayalleri ile şuan ki kadın…. Muamma o adam size aşıktı ama sizde bambaşka manalara ulaştı. Siz kahve içmeye devam edin. Üstadın ruhuna fatiha…

Sezai Karakoç Üstad yaşasaydı ve bu “belgeseli” izleseydi ne hissederdi? Memnun olur muydu? Bizce o kahveyi reddederdi.

Bazı şeyler gizli ve gizli kalmalıdır. Bence bu bahisler asla yapılmamalıydı. Efendiyi sadece Mona roza ile anlamak yanlış olur. Bir tabloid haline gelir. Bir ustanın yapabileceği en büyük hata bu olurdu. Son bölümde okuduğu şiiri duyduğumda, şiiri yazanın zihin değil, onu yazan kalp olduğunu söylemekten kendimi alamadım.

eğer son röportajında anlattığı hikaye gerçekse büyük bir tefavuk olmuştur.

“mona roza seni görmemeliyim,
bir bakışın ölmem için yetecek”

dizelerinden yıllar sonra; üstat, mona rosa’sını görmüş ve hayatını kaybetmiştir.

Adam “Mona Roza” demiş kadın öldü diyor ah ah Allah rahmet eylesin üstad

Mona Roza
Mona Roza, siyah güller, ak güller
Geyve’nin gülleri ve beyaz yatak
Kanadı kırık kuş merhamet ister
Ah, senin yüzünden kana batacak
Mona Roza siyah güller, ak güller

Ulur aya karşı kirli çakallar
Ürkek ürkek bakar tavşanlar dağa
Mona Roza, bugün bende bir hal var
Yağmur igri igri düşer toprağa
Ulur aya karşı kirli çakallar

Açma pencereni perdeleri çek
Mona Roza seni görmemeliyim
Bir bakışın ölmem için yetecek
Anla Mona Roza, ben bir deliyim
Açma pencereni perdeleri çek..

Zeytin ağaçları söğüt gölgesi
Bende çıkar güneş aydınlığa
Bir nisan yüzüğü, bir kapı sesi
Seni hatırlatıyor her zaman bana
Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi

Zambaklar en ıssız yerlerde açar
Ve vardır her vahşi çiçekte gurur
Bir mumun ardında bekleyen rüzgar
Işıksız ruhumu sallar da durur
Zambaklar en ıssız yerlerde açar

Ellerin ellerin ve parmakların
Bir nar çiçeğini eziyor gibi
Ellerinden belli olur bir kadın
Denizin dibinde geziyor gibi
Ellerin ellerin ve parmakların

Zaman ne de çabuk geçiyor Mona
Saat onikidir söndü lambalar
Uyu da turnalar girsin rüyana
Bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar
Zaman ne de çabuk geçiyor Mona

Akşamları gelir incir kuşları
Konar bahçenin incirlerine
Kiminin rengi ak, kimisi sarı
Ahhh! beni vursalar bir kuş yerine
Aksamları gelir incir kuşları

Ki ben Mona Roza bulurum seni
İncir kuşlarının bakışlarında
Hayatla doldurur bu boş yelkeni
O masum bakışlar su kenarında
Ki ben Mona Roza bulurum seni

Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza
Henüz dinlemedin benden türküler
Benim aşkım sığmaz öyle her saza
En güzel şarkıyı bir kursun söyler
Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza

Artık inan bana muhacir kızı
Dinle ve kabul et itirafımı
Bir soğuk, bir garip, bir mavi sizi
Alev alev sardı her tarafımı
Artık inan bana muhacir kızı

Yağmurlardan sonra büyürmüş başak
Meyvalar sabırla olgunlaşırmış
Birgün gözlerimin ta içine bak
Anlarsın ölüler niçin yasarmış

Yağmurlardan sonra büyürmüş başak

Altın bilezikler o kokulu ten
Cevap versin bu kanlı kuş tüyüne
Bir tüy ki can verir bir gülümsesen
Bir tüy ki kapalı gece güne
Altın bilezikler o kokulu ten

Mona Roza siyah güller, ak güller
Geyve’nin gülleri ve beyaz yatak
Kanadı kırık kuş merhamet ister
Aaahhh! senin yüzünden kana batacak!
Mona Roza siyah güller, ak güller

~~Sezai KARAKOÇ~~

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir